ŞAHADET GECESİ'NDE DUYGULU ANLAR

İlim Yayma Cemiyeti İnegöl Şubesi tarafından düzenlenen Şahadet Gecesi`nde duygu dolu anlar yaşandı. Geceye Rabia Meydanı'nda keskin nişancılar tarafından öldürülen ve Mısır`daki olayların simgesi haline gelen Esma`nın abisi Ammar Biltaci de katıldı.

GÜNCEL 26.02.2015 10:17:18 0
ŞAHADET GECESİ

 

İlim Yayma Cemiyeti İnegöl Şubesi tarafından organize edilen “Şahadet Gecesi” adlı program, İmam Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Geceye Mısır`daki olayların simgesi haline gelen Esma`nın abisi Ammar Biltaci de anlattıkları damga vurdu.

AYETLERLE ŞAHADET

Programda ilk olarak söz alan İlim Yayma Cemiyeti İnegöl Şubesi Başkan Yardımcısı Mustafa Aksakal, “İlim Yayma Cemiyeti İnegöl Şubesi’nin düzenlemiş olduğu Şahadet gecemize hoş geldiniz. Şahadet deyince hemen Bakara Suresinin 154. Ayet-i Kerimesi gelir aklımıza; Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız. Ve yine şahadet deyince dev bir kelime çıkar karşımıza... Cihad… Yani Allah yolunda yapılan her türlü fedakârlığın adı. Cihadla ilgili de Tevbe Suresi’nin 24. Ayeti Kerimesini aktarıp sözlerimi noktalıyorum. De ki; ‘Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler size Allah`tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah`ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez” dedi.

TABAN’DAN GECEYE TEŞEKKÜR

Belediye Başkan Yardımcısı Alper Taban, İnegöl Belediyesi olarak sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlediklerini ifade ederek, Şahadet gecesini düzenleyen İlim Yayma Cemiyeti İnegöl Şubesi yetkililerine teşekkür etti.

ESMA’NIN SON ŞİİRİ OKUNDU

Taban’ın konuşmasının ardından Esma`nın paylaştığı son şiirini 5 yaşındaki Yavuz Selim Çevik okudu. Daha sonra Mısır’da katledilen Esma’nın babası Muhammed Biltaci’ye yazdığı duygulu mektup katılımcılara izlettirildi.

İSLAM’I SEÇİŞİ MÜSLÜMANLARI DAHA DA KUVVETLENDİRDİ

Mektupların okunmasının ardından söz alan Şahadet Gecesinin konuşmacılarından Hz. Hamza kitabının yazarı Şakir Kurtulmuş, “Çağımız şehitleri en genç şehitler Esma kardeşimiz ve Furkan Doğan kardeşimiz. İslam’ın ilk yıllarında bize bugüne kadar şehitlik mertebesiyle örnek olmuş, şehitlerin efendisi olan Hz. Hamza da bize bu yüce dinimizin ilk yıllarında ilk kez şehitliği şahadetin yüceliğini gönümüze yansıtması bakımından çok önemlidir. Hz. Hamza’nın Kureyş toplumunda çok önemli bir yeri vardı. Güçlü, kuvvetli ve karşısındakileri korkutan bir yapıya, cesarete sahipti. Kureyş’in müşrik olan ileri gelenlerinin bile hemen hepsi ondan korkar, çekinirlerdi. Onu kızdırmaktan korkarlardı. Zengin, varlıklı ya da Kureyş uluları gibi reis durumunda olan, Kureyş’in ileri gelen büyüklerinden birisi değildi. Ama onun savaşçı kişiliği, avcılığı, atıcılığı, cesareti, gücü, kuvveti, haksızlıklara karşı koyması, dürüstlüğü, zulme boyun eğmemesi gibi özellikleri onu Kureyş toplumunda saygınlığa eriştiriyordu. Hamza İslam`ı hemen kabul etmez ama Hz. Muhammed`i her fırsatta korur, kollar. `Kureyş müşrikleri çok iyi biliyorlardı ki Hamza, yeğeni Hz. Muhammed`le alay edilmesine, O`na hakaret, eziyet ve işkence edilmesine asla izin vermiyordu. Bu yüzden doğrudan Hz. Peygambere saldırmaya, O`na eziyet etmeye açıktan açığa cesaret edemiyorlardı. Usta bir savaşçı olduğundan, İslam`ı seçişi Müslümanları daha da kuvvetlendirdi. Hz. Hamza ilk İslam ordusunun komutanı olarak görev yapmıştır. Hz. Hamza’nın şehitliğe giden yolundaki önemli noktalardan birisi de budur. Hz. Hamza’nın komutanlığında İslam ordusunun en büyük savaşı Bedir Savaşıdır. Bedir Savaşı İslam tarihinde büyük önemi olan ve büyük izler bırakan bir savaş. Bedir’de Müslümanlar çok büyük bir savaş örneği sergilediler” şeklinde konuştu.

“ŞEHİT AHLAKIYLA YAŞAYAN BİR GENÇTİ”

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara saldırısında şehit edilen 19 yaşındaki Furkan Doğan’ı anlattı.  Furkan Doğan’ın Mavi Marmara gemisine yedek listeden geldiğini belirten Bıyıklı; “Ailesi Mavi Marmara listesine önceden bakıyor ve listenin dolduğunu görüyorlar. Bundan dolayı listenin dolduğunu gören ailesi rahat davranıyor. Ama Mavi Marmara’ya daha önce ismini yazdıran bir kişi katılmayınca Furkan Doğan’a yedeklerden sıra veriliyor. Furkan Doğan, Mavi Marmara’ya katılacağını hiç kimseye açıklamıyor. Furkan, çok ince ruhlu, yardımsever, cömert, daima güler yüzlü ve mütevazı bir gençti. Yaşına göre çok olgundu. Furkan çok tertipli ve düzenli, giyimine ve temizliğine çok dikkat eden, büyüklerine saygılı, asla kimseyi kırmayan, kaba söz ve davranışı olmayan, ikram etmeyi, hizmet etmeyi çok seven, çok edepli, ahlaklı, adeta şehit ahlakıyla yaşayan bir gençti. Yardımseverliği ise apayrıydı. Harçlıklarının çoğunu yardımlarda kullanır, hayır yerlerine bağışlardı. Yaptığı yardımları asla dillendirmez, gizli yapar, sadece Allah rızasını gözetirdi. Gösterişten uzak durur, ön planda olmayı sevmez, başkalarının dertlerini dert edinirdi. Haksızlığa tahammül edemez, her zaman mazlumun yanında yer alırdı. Özgürlüğüne düşkündü. Yalanı asla sevmez, ‘mert’ ve ‘dürüst’ insanları severdi. İbadetlerini aksatmadan, samimiyetle ve gösterişten kaçınarak yapardı. Furkan, samimiyeti ve ihlâsı ile Rabbine kendini sevdirdi, Rabbimiz de şahadeti ile O’nu ödüllendirdi ve insanlığa sevdirdi. Furkan’a annesi, yemeğe tuzla başlamanın ve bitirmenin sünnet olduğunu söylemişti. O günden sonra Furkan’ın bu sünneti terk ettiğini görmedim. Hatta her yemekte bizlere de hatırlatır, tuz ikram ederdi. Bir şeyin Allah’ın emri olduğunu veya Peygamber Efendimizin sünneti olduğunu öğrendiği andan itibaren hayatının düsturu edinir, sürekli uygulardı… Furkan’ın annesi; ‘Beni Teheccüd Namazına oğlum alıştırdı. Furkan küçükken, saatin kaç olduğunu henüz bilemediği yaşlardaydı. Anneannesi yine bizde kalıyor ve gece sürekli teheccüd namazına kalkıyordu. Anneannesinin gece kalktığını duyar duymaz Furkan da o güzelim gözlerini ovuşturarak uykulu uykulu kalkıp abdest alıp sabah namazını kılıp yatıyormuş. Rahmetli anneannesi derdi ki, ‘Furkan benim tıkırtımdan sabah namazı vakti geldi sanıp kalkardı, saati de bilemediği için teheccüd namazı vaktinde sabah namazını kılardı, ben de kıyamazdım, bir şey söylemezdim, Rabbim kabul eder inşallah’ derdi. Annesi de her zaman söylerdi, beni teheccüd namazına Furkan alıştırdı diye. Çünkü annesi Furkan’a hamile iken sürekli olarak annesini teheccüd zamanı tekmeleyerek uyandırırmış. Furkan küçükken annesi ile gezerken uçan balon satan bir satıcı görür ve annesinden kendisine balon almasını ister. Annesi de ona ‘Oğlum şimdi geziyoruz, elinde sorun olur daha sonra alırım ben sana’ der. Furkan ‘Tamam’ dese de yüzü düşmüştür. Aradan bir müddet geçtikten sonra parkta bir adam elinde balonla çocukları arkasından koşturuyor fakat hiç birine vermiyor, geliyor aniden Furkan’ın önünde duruyor ve balonu Furkan’a verip uzaklaşıyor. Annesi şaşırıyor tabii olarak… Balonu alan Furkan gözleri parlayarak annesine ‘Gördün mü anne, sen hep Allah’tan iste derdin. Ben de ondan istedim’ diyor. Furkan’ın sürekli sabah namazlarına gitmesi nedeniyle anneannesi kaygılanırdı, bir gün anneannesinin bizde kaldığı bir gündü, Furkan’a şöyle demişti; ‘Furkan her gün her gün sabah karanlığında gidiyorsun, bazen de evde kılsan, başına bir şey gelecek diye korkuyorum.’ Furkan; ‘Aman anneanne, merak etme bana bir şey olmaz, Allah korur, başıma bir şey gelirse de Allah yolunda gelmiş olur’ demişti” ifadelerini kullandı.

MISIR’DAKİ DİRENİŞ SABIRDAN SONRA BAŞARIYI GETİRECEK

Rabia Meydanı’nda keskin nişancılar tarafından öldürülen ve Mısır`daki olayların simgesi haline gelen Esma`nın abisi Ammar Biltaci ise; “İslam ümmetinde çok yerde şehitliği yaşayan bölgelerimiz var. Bu ülkeler Filistin, Bosna, Mısır. Mısır’daki 4 yıllık direniş bize sabırdan sonra başarıyı getirecektir. Bu 4 yılık direniş içerisinde kardeşim Esma’nın şehitliği daha önceki yanlışlıkların direniş halidir. Bu direnişin karşılığında her zaman gençlerimiz iyi olmanın çabası içerisindelerdi. Mısır’daki direniş yapan gençlerimizin tamamı imanla bu şehadeti süslemek için çaba gösterdiler. Bütün bu mukavemetlerin karşılığında zulüm ve mermilerin önünde gençlerimiz imanla durdular. 2013’te gelen askeri idare gençlerimizi teker teker toplayıp hapsetmesine rağmen bu direniş devam etmektedir. Kardeşim Esma, Rabia meydanında 40 gün hiç yerinden ayrılmadan şahadet şerbetini içti. Bütün İslam âleminde bu direniş gösterildi. Bu direnişimizde 401 bin gencimiz hapishanelere alındı, binlerce şehit verdik. Bu gençlerimiz Mısır’a sahip çıkıyor. Kardeşim Esma, yaşı küçük olmasına rağmen İslam ümmetinin tek bir beden olduğunun farkındaydı. Yaşı küçük olmasına rağmen bu direnişten asla vazgeçmedi. Bu meydanda direnişçilere karşı öldürüleceğine inanıyordu. Biz hala Firavun dönemini yaşıyor gibiyiz” açıklamalarında bulundu.

Konuşmaların ardından Şiir ve ezgileri ile Grup Genç solistlerinden Abdullah Taşkıran sahne aldı. Gece, öğrencilerin okuduğu şiirlerle son buldu.

HBR: Onurhan BAYRAKTAR

  • BIST 100

    17148,87%-1,10
  • DOLAR

    45,73% -0,10
  • EURO

    53,38% 0,07
  • GRAM ALTIN

    6686,84% 0,85
  • Ç. ALTIN

    10725,86% 0,00